ATARDAMAR HASTALIKLARI

5/1/2009 ·

ATARDAMAR HASTALIKLARI

 

Görülme sıklığı Batı ülkelerinde her yıl için 1 milyon nüfus başına 500 - 1000 yeni olgu saptanmaktadır. Ülkemizde her yıl için 35-40 000 yeni damar tıkanıklığı hastasının ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. Ne yazıkki bu hastalarda ayak parmakları veya ayağın kesilme oranı %10 gibi yüksek seviyelere ulaşmaktadır.

Nedenler

1.Sigara: Sigara pekçok damar tıkanıklığında en önemli etmendir. Batı ülkelerinde sigara alışkanlığının son yıllarda azalmasına karşın ülkemizde artmaktadır. 1992-2002 yılları arasında Türkiye’de nüfus artış oranı %18.3 olmasına karşın sigara kullanımı %36.2 oranında artmıştır.

2. Yüksek kolesterol: Damar sertliğinin başlamasında ve ilerlemesinde çok önemli rol oynar

3. Şeker hastalığı: Şeker hastalarında damar tıkanıklığı görülme oranı aynı yaştaki diğer bireylere oranla daha fazladır.

4. Bağ dokusu hastalıkları

5. Kalpten pıhtı atması

Atardamar tıkanıklığı türleri

1.Damar sertliği (ateroskleroz) nedeniyle oluşan tıkanıklıklar

Dünyada en sık ölüm nedeni vücudun çeşitli organlarını besleyen damarların tıkanmasıdır. Aynı süreç özellikle beyne giden şahdamarını ve bacaklara kan götüren damarları sık olarak tutar. Bu hastalar genelde orta-ileri yaşlardadır. Kadınlarda menapoz sonrası damar tıkanıklığı gelişme olasılığı hızla artar. Şeker hastalarında da damar tıkanıklığı olasılığı yüksektir.

2. Buerger hastalığı

Bu ilginç hastalık İpek Yolu üzerindeki ülkelerde sık görülmektedir. Türkiye’den başlayıp Japonya’ya kadar uzanan coğrafyada sıktır. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkerlerinde nadir görülür. Hastalık doğrudan sigara ile ilişkilidir. Bu hastalar hemen daima genç ve erkek hastalardır.

3.Bağ dokusu hastalıkları (Romatoid artrit, skleroderma, Takayasu vb).

Bunlar nedeni bilinmeyen bir grup hastalıktır. Bu hastalarda vücudun çeşitli bölgelerinde damar tıkanıklığı görülebilir.

4. Kalpten pıhtı atması ile oluşan ani damar tıkanıklıkları:

Özellikle kalbin sol kulakçığında pıhtı olan hastalarda buradan çıkan parçalar dolaşıma karışarak beyin, kol, bacaklar ve vücudun diğer alanlarında pıhtı gelişimine yo açabilir. Burada hastaların yakınmaları ani ve şiddetlidir. Kol veya bacakta şiddetli ağrı ortaya çıkar. Kısa süre içinde sinirlerin kansız kalması nedeniyle uyuşma ve felç ortaya çıkabilir. Hızla tedavi edilmezse gangren gelişme olasılığı çok yüksektir.

Tanı

Beyine giden damarlarda daralma: Hastalarda kol ve bacaklarda geçici uyuşma, geçici körlük ve felç gibi yakınmalar ortaya çıkabilir. Tanıda ilk yapılması gereken dikkatli bir muayene ve ardından Doppler ultrasondur. Bu ucuz, hastaya iğne yapılması gerekmeyen bir yöntemdir. Bazı durumlarda ilaçlı film (anjio) yapılması gerekebilir.

Bacak damarlarının tıkanması: Hastada erken dönemde ilk bulgu yol yürüme ile baldır, uyluk veya kalçada oluşan keskin bir ağrıdır. Bu ağrının nedeni damarlarda darlık veya tıkanıklık nedeniyle kaslarda enerji gereksinmesinin karşılanamaması ve asit maddelerin birikmesidir. Birey tipik olarak bir süre yürüdükten sonra ağrı nedeniyle durur ve kısa süre dinlendikten sonra yürümeye devam eder (kesik topallama). İleri olgularda hastada istirahat sırasında bile ağrı oluşur. Son aşama ayaklarda yaralar oluşması ve gangrendir. Tanı muayene, Doppler ultrason ve ilaçlı damar

filmi (anjio) ile konur.

Tedavi

Beyine giden damarlarda daralma: Hastanın yakınmalarına ve darlığın derecesine göre değişir. Daralma ciddi değilse kanı sulandırıcı ilaçlar kullanılır. Ciddi daralmalarda “karotis endarterektomisi” adı verilen bir operasyon ile darlık giderilir.

Bacak damarlarının tıkanması: Hastanın yaşına, genel durumuna, birlikte bulunan hastalıklara (kalp hastalığı, kanser vb.) bağlı olarak değişir. Yakınmaları ciddi olmayan, istirahat ağrısı olmayan, ayakta yara olmayan hastalar ilaç tedavisi ile izlenebilir. Sigaranın bırakılması, kolesterol düşürücü diyet uygulanması, yürüyüş egzersizleri kesin olarak yapılmalıdır. Aspirin mide sorunu olmayan hastalar tarafından kullanılmalıdır.

Cerrahide hemen daima bypass (köprüleme) denilen bir operasyon uygulanmaktadır. Burada vücudda yedek olarak değerlendirilen bir toplardamar kullanılabileceği gibi suni damarlar da kullanılabilir.

Sonuçlar

Bu operasyonlar sırasında ve sonrasında ölüm olasılığı % 1-2 gibi çok düşük düzeylerdedir. Hastaların önemli bir kısmında yürüme ile oluşan ağrılar ve istirahat ağrısı hemen düzelir. Yaralar hızla düzelir. Şeker hastalarında bypass operasyonu öncesi ayak parmaklarında var olan yaraların iyileşmesi uzun zaman alabilir.

ATARDAMARLARIN BALONLAŞMASI (ANEVRİZMA)

Tanımlama

Normal bir damar çapının 2 katına ulaşması olarak tanımlanır. İki önemli soruna yol açar: -damarın yırtılması ve iç kanama ile hastanın kaybedilmesi -balonlaşma içinde oluşan pıhtının daha altta yer alan damarları tıkaması

Atardamar balonlaşması en sık kalpten çıkan en büyük damar olan aort damarını etkilemektedir. Bu damar kalpten çıktıktan sonra göğüs kafesi içinde seyretmekte, karına ulaşmakta, ve burada bacaklara kan götüren 2 damara ayrılmaktadır. Balonlaşma aort damarının göğüs kafesinin ve karnın içinde seyreden her kesiminde görülebilir.

Tanı

Hastaların çoğunda yakınma yoktur ve rastlantı sonucu çekilen bir akciğer grafisi veya karın muayenesinde saptanırlar. Bazı hastalar karınlarında kalp atımı ile şişen bir kitle olduğunu fark edebilirler. Hastaların önemli bir kısmı balonlaşmanın patlaması ile bulgu verirler. Hastada şiddetli bir ağrı oluşur ve kan kaybına bağlı olarak tansiyon düşüklüğü, soğuk terleme ve çarpıntı oluşur. Tanıda bilgisayarlı tomografi en sık kullanılan araçtır.

Tedavi

Balonlaşma patlamadan yakalanan olgularda eğer damarın çapı 5-6 cm düzeyine ulaşmış ise tedavi gereklidir. Operasyonda bu alana bir suni greft yerleştirilmektedir. Son yıllarda stent-greft denen bir girişimi girişimsel radyologlar ile birlikte uygulayarak bu anevrizmaları tedavi etmekteyiz.

Balonlaşma yırtılması ile gelen olgularda durum ciddidir. Bu olgular acilen ameliyat edilmelidirler. Bu acil operasyonun riski %50 düzeylerine ulaşmaktadır.

Kaynak:

http://www.kursatbozkurt.com

http://www.kursatbozkurt.com/atardamar.htm

Yorum (0)

LAZERLE KILCAL DAMAR (VARİS) TEDAVİSİ

20/12/2008 ·

LAZER İLE KILCAL VARİS TEDAVİSİ

Bacak bölgesindeki varisler ve kılcal damar çatlamaları Amerika'dan FDA onayı alınmış etkinliği kanıtlanmış Long Pulse ND YAG lazer ile kolayca tedavi edilebilmektedir.  

 

1064 nm dalga boyunda lazer ışını üreten, Nd Yag kristal tarafından üretilen ışınlar cam fiberle taşınarak cilde uygulanır. bu dalga boyu lazer ışınları özellikle damarlar içersindeki oksihemoglobin tarafından emilerek ısı enerjisine çevrilir.bu amaçla kılcal damar tedavilerinde ilk tercih edilen lazer olma özelliliğindedir.Hedef dokuları anlamında lazer epilasyon , ve cilt gençleştirme amacıyla da kullanılmaktadır.

Kılcal varislerin tedavisinde Doppler ultrasonda bu besleyici dalların tesbit edilebilmesi önemlidir. Çünkü böyle bir dala skleroterapi uygulanırsa tek bir enjeksiyonla geniş bir sahadaki kılcal varisler tedavi edilebilir. Renkli Doppler ultrasonda böyle bir dal bulunamazsa kılcal varisler için 3 tedavi yöntemi uygulanabilir.

 

1.Mikroskleroterapi: Çok ince iğnelerle kılcal varislere girilerek damarları büzen bir ilaç verilir. Çapları telenjektazilerden daha geniş olup yeşil-mavi görünen küçük varisli damarların tedavisinde skleroterapiden yararlanılabilir. Bu yöntemde, genişleyen küçük damarların içine damarın kapanmasını sağlayacak çeşitli ilaçlar enjekte edilerek tedavi edilebilir.

2.Yüzeyel (transdermal) lazer: Kalem şeklinde bir probla kılcal varislere ciltten geçen lazer enerjisi verilir.

3.Radyofrekans (RF): Çok küçük iğnelerle kılcal varislere girilerek RF enerjisi verilir.

4.Transkutan Nd-YAG Lazer:

FDA onaylı 1064 nm.uzun pulse süreli Cooltouch Varia laser sistemi; vücudun her bölgesinde istenmeyen telenjektazileri, küçük-yüzeyel damarlardan derin-mavi venlere kadar tüm vasküler lezyonların güvenli, kolay ve etkili tedavisini sağlar. İçerdiği Pulse’lı soğutma sistemi epidermisi uygulama sırasında deri yüzeyine etki eden sıcaklıktan korur.Bronzlaşmış ve koyu cilt tipleri dahil olmak üzere tüm cilt tiplerinde kullanılabilir.

Pulse’lı Soğutma Sistemi; Güvenli ve kesin soğutma sağlayan cryogen soğutma sistemidir. Atış öncesinde,sırasında ve sonrasında soğutma yapabilen ayarlanabilir soğutucu ile maksimum hasta konforu sağlanır.Deri yüzey ısısının düşürülmesi ile analjezi ve her türlü deri tipinde epidermisin korunması sağlanır.

Lazerle kılcal damar ve varis tedavisi
Son yıllarda lazer tedavileri çok büyük aşama kaydetmiştir. Günümüzde lazerler pek çok alanda güvenle kullanılmaktadır. Bu heyecan verici gelişmeler özellikle bacak varislerinin mavi ve kırmızı renkte olanlarında, yüzde ve vücudun herhangi bir yerindeki damar genişlemelerinin lazerle tedavisini olanaklı kılmıştır. Lazerle tedaviler gittikçe popüler olmaktadır. Çünkü yan etkileri çok azdır ve tedaviden hemen sonra günlük aktivitelerinize dönmeniz mümkündür.


Kimler lazerle tedaviden faydalanabilir?
Kadın , erkek ve hatta çocuklarda lazerle tedavi mümkündür. Hem koyu tenli ve hem açık tenli kişilere lazer tedavisi yapılabilir. Tıbbi olarak uygun olup olmadığı uzman doktorlarca değerlendirildiği için en sağlıklı şekilde yapılır. Kanama bozukluğu, epilepsi hastaları, kalp pili taşıyan hastalar ve gebelere uygulama yapılmaz.


Lazerle tedavi ne sıklıkla yapılmaktadır?
Genellikle bir veya iki seans yeterlidir.2 seans arası ortalama 3-4haftadır. Bununla beraber tedavi sayısı damarların sayısı, rengi ve büyüklüğüne göre değişebilir.


Lazerle tedavi ne kadar zaman alır?
Tedavi uygulama süresi 15 dk ile 45 dk arasında değişir.


Yan etkiler nelerdir ve tedavi sonrasında normal hayata geri dönülebilir mi?
Bu tedavinin en güzel tarafı günlük aktivitelerinize hemen dönebilmenizdir. Ağrı şikayeti çok azdır. Yapılan alanlarda hafif kabarma ve kızarıklık görülebilir. Ancak bu şikayetler birkaç günde geriler. Uygulama sonrası güneşlenmemek gereklidir. İşlem genelde güneşin çok yoğun olduğu yaz aylarında yapılmaz ancak çok uygulamak gerekirse güneş koruyucu kremle bölge korunmalıdır.


Lazerle hangi tip damarlar tedavi edilebilir?
Lazer tedavisi bacak damarlarında özellikle ince kılcal damar tipindeki mavi ve kırmızı renkli damarlarda başarıyla uygulanır.





 









              ÖNCE                                             SONRA


Kaynak:

http://www.kursatbozkurt.com

http://varis.tr.cx

http://lazerle-varis-tedavisi.kursatbozkurt.com/

http://www.lazerlevaristedavisi.com.tr.tc

http://www.varis.com.tr.tc

http://varis.kursatbozkurt.com/

http://varis-merkezi-lazer-radyofrekans.kursatbozkurt.com/

http://www.kursatbozkurt.com/varis.htm

http://www.kursatbozkurt.com/lazerlevaris.htm

 

Yorum (0)

VARİS ve TOPLARDAMAR HASTALIKLARI

6/5/2008 ·

 

VARİS ve TOPLARDAMAR HASTALIKLARI

 

Toplardamarların görevi nedir?

Kalp her atışta vücudun ihtiyaçlarını karşılamak için bir miktar kanı atardamarlar ile dokulara gönderir. Bu temiz kan gerekli oksijeni ve besleyici maddeleri hücrelere verir ve ortamda oluşan artık maddeleri toplar. Oluşan bu kanın artık rengi koyudur ve toplardamarlar aracılığı ile kalbe geri taşınır. İşte varis bacaktaki bu toplardamarların genişlemesidir.

Bacak toplardamarları iki bölümde incelenebilir:

Yüzeysel toplardamarlar: Cilt altında yerleşirler ve gözle görülebilirler. Vücudumuzda kirli kanı kalbe taşıyan yan yollar olarak düşünülebilirler. Yüzeyel toplardamarlarda en sık görülen hastalık varislerdir.

Derin toplardamarlar: Komşu oldukları atardamarla birlikte derinde seyrederler ve gözle görülemezler. Bacak kirli kan drenajının % 90â??nını sağlayan otoyollar olarak değerlendirilirler. Derin toplardamar sisteminde en sık görülen hastalık tıkanma ve iç varis olarak da bilinen kapak yetersizliğidir.

Toplardamar sisteminin görevi dokulardan alınan kanın kalbe taşınmasıdır. Atardamarların aksine toplardamarların içinde hassas kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıklar yerçekiminin etkisine rağmen kanın kalbe doğru tek yönde hareketini sağlayıp geri kaçışı önlerler ve insan ayakta olsa bile toplardamar drenajı sağlanır. Ayakta sabit olarak çok fazla duran bireylerde ise bu kapakçıklar bozulur ve varis gelişebilir (resim 1). Öğretmenler, hemşireler, cerrahlar, polisler, diş hekimleri, ve garsonlar risk altındadır. Buna karşın ayakta çok durmalarına karşın baldır kaslarını çok sık kullanan sporcularda varis gelişme olasılığı azdır. Uzun sure oturarak çalışmada daha az olsa da risk taşımaktadır. Sekreterlerde ve uzun sure bilgisayar karşısında çalışan bireylerde varis görülme oranı az değildir.

Varis nedir ve sıklığı nedir?

Varis bacak toplardamarlarının genişlemesi, uzaması ve büklümlü hale gelmesi olarak tanımlanır. Antik Yunan döneminden bu yana bilinmekte olan bir hastalıktır. 2500 yıl önce yapılan bazı heykellerde varisler çok belirgin olarak gösterilmiştir. Varis ile ilgili diğer ilginç bir özellik doğada yalnızca insanlarda görülmesidir. Diğer hiçbir memeli türünde saptanmamıştır. Ülkemizde sağlıklı istatistikler bulunmadığından tam sıklığını bilmiyoruz. Ancak batı toplumumunda % 10-20 gibi yüksek oranda görülmektedir. Buradan yola çıkılarak Türkiyeâ??de 5 milyon bireyde değişik derecelerde varis olduğu öngörülebilir. Kadınlarda erkeklerden daha sıktır. Yaşla birlikte varis görülme olasılığı çok artmaktadır.

Neden oluşur?

Aslında varisin oluşma nedeni tam olarak bilinmemektedir. Oluşan temel sorun toplardamar duvarında oluşan yapısal bozukluk nedeniyle damarın genişlemesidir. Ancak asıl başlangıcın damar duvarındaki bozukluk mu, yoksa kapakçıklardaki hasar mı olduğu net değildir. Varise ailesel bir yatkınlık söz konusudur ve olguların önemli bir kısmında aile bireylerinde de varis vardır. Bir çalışmada anne veya babasında varis bulunan bireylerde varis gelişme olasılığının % 80 olduğu bildirilmiştir. Hamilelerde de varis sıktır. Bunun nedeni erken dönemde değişen hormonal dengedir. Bilindiği gibi hamilelik sürecinde anne de bazı hormonların düzeyi çok artar. İşte bu hormonlar damar duvarındaki düz kasları da etkiler ve damarlar genişler. Daha ileri hamilelik döneminde anne rahminde büyüyen bebeğin mekanik olarak etraftaki toplardamarlara baskı yapmasıda rol oynar. İyi olan doğum sonrası birkaç ay içinde bu varislerin %60-70 oranında düzelmesidir.

Varislerin daha nadir olan nedenleri de vardır. Derin toplardamarları tıkalı olan bireylerde yüzeysel toplardamarlar tüm bacağın kirli kan dönüşünü üstlenirler. Bu nedenle çapları artar ve varis görünümü alırlar. Ancak bu damarlara dokunulmamalıdır, çünkü bunlar vücudun bir savunma mekanızmasıdır. Ayrıca atardamar ile toplardamarlar arasında bağlantılar oluşan bazı hastalarda da varis oluşabilir. Buradada altta yatan hastalık düzeltilmelidir.

Hastalığın dereceleri nedir?

Toplardamar hastalıklarının şiddeti günümüzde 0-6 arasında belirtilmektedir:

Derece O: Görülebilen toplardamar hastalığı yok

Derece 1: 1-3 mm çapında ince varisler

Derece 2: Çapı 4 mm üzerinde olan gerçek varisler

Derece 3: Bacakta şişlik

Derece 4: Ciltte kahverengi-siyah değişiklikler

Class 5: Cilt değişiklikleri ve ayak bileği çevresinde iyileşmiş yara

Class 6: Açık yara olması (hemen daima ayak bileği içi tarafında)

Yakınmalar:

Çapı 1 mm civarında olan genişlemelere kılcal varis denmektedir (resim 2). Kılcal varisler genelde görüntü bozukluğu dışında bir yakınmaya yol açmazlar. Özellikle çapı 3-4 mm üzerinde olan varislerde ise görüntü bozukluğuna ek olarak belirgin yakınmalar başlar (resim 3). Uzun süre ayakta kalma sonrası bacakta ağrı, şişme, hassasiyet ve ağırlık hissi oluşabilir. Hastalar bacakta sürekli bir sızlama olduğunu ve dinlenseler de kolay kolay geçmediğini farkederler. Bu yakınmalar günün sonuna doğru çok belirgin hale gelir ve hastalar ayakkabılarının dar geldiğini tanımlar. Bayan hastalarda adet dönemlerinde yakınmalar belirgin olarak artar.

Geç dönem varis hastalarında özellikle ayak bileği iç tarafında şişme ve siyaha yakın renk değişikliği başlar. Bu alan kaşıntılıdır ve ayakkabı vurması gibi küçük kaza ile yara açılabilir. Bu yaralar tipik olarak geniş, ancak derin olamayan yaralardır. Dipleri canlı kırmızıdır (resim 4). Tedavi çok güçtür. Açılan bu yaraların kapanması için uzun süren pansumanlar gereklidir ve tedavi hayat boyunca süregelir.

Tedavi edilmeyen varislerde gelişebilecek bir diğer komplikasyon enfeksiyondur. Varis kanın göllendiği alandır ve kan mikroplar içinde çok iyi bir beslenme ve çoğalma ortamıdır. Enfeksiyon gelişirse bu alanda kızarıklık, bölgesel ısı artışı, hassasiyet ve şişlik oluşur. Tedavi öncelikle antibiotikler ile enfeksiyonun kontrolüdür.

Tanıda kullanılan radyolojik yöntemler:

Günümüzde en sık kullanılan yöntem Doppler ultrasondur. Bu yöntem ile gözle görülemeyen derin toplardamarlar incelenebilmekte, kapak yetersizliği değerlendirilebilmektedir. Varis tedavisi öncesi altta yatan tüm sorunları anlayabilmek için Doppler ultrason gittikçe daha sık kullanılmaktadır. Bu yöntem ağrısız olup iğne kullanılmamaktadır. Pahalı bir inceleme değildir.

Tedavi:

Yakınması az olan hastalar veya cerrahi riski yüksek olan hastalara varis çorabı önerilir. Ayrıca varisten korunmak içinde kullanılmaları uygundur. Varislerin yerleşimine göre dizaltı, dizüstü veya külotlu varis çorapları önerilmektedir. Ancak hastalar en kolay dizaltı varis çoraplarını kullanabilmektedir. Hafif, orta, yüksek ve çok yüksek basınç uygulayan varis çorapları mevcuttur. Korunma amacıyla hafif basınçlı çoraplar yeterlidir. Ancak varisleri ve şişliği olan hastalar daha yüksek basınç basınçlı çorapları giymelidir.

Varis çorabı pek çok kişi tarafından yanlış kullanılmaktadır. Varis çorabı hastanın toplardamarlarının en boş olduğu aşamada giyilmelidir. Öncelikle hasta yatağa yatmalı ve bacağını 5-10 dakika yukarı kaldırmalıdır. Ardından varis çorabını giymelidir. Gün içinde ayakta kaldığı süre içinde varis çorabı ile dolaşmalıdır. Gece yatarken çorabın giyilmesi gerekli değildir.

Tedavi gerekliliği ve tipi hastaya göre değişir. Genç bir bayanda görüntü bozukluğuna yol açan küçük bir varis tedavi edilebileceği gibi, yaşlı hastalarda daha yaygın varisler basınçlı çorap ile yaşam boyu izlenebilir. Genelde bireyi rahatsız edici görüntü bozukluğu, ağrı ve şişliğe yol açan varisler tedavi edilmelidir. İleri derece varisler özellikle ciltte renk değişikliği ve yara varsa mutlaka tedavi edilmelidir.

Tedavi seçenekleri:

Varis tedavisinde 2 ayrı sorun birlikte giderilmelidir. Dıştan görülebilen varisler tedavi edilmeli, ancak belki bundan daha önemli olan altta yatan ve toplardamar içindeki basıncın artmasına yol açan sorunun giderilmesidir. Böylece hastanın görüntü sorunu giderildiği gibi ağrı ve bacakta şişme yakınlaraı düzelecektir. Belki de en önemlisi hastaların temel kuşkusu olan varislerin tekrarlama olasılığı en aza indirilecektir.

Skleroterapi (iğne tedavisi): Bacaktaki varislerin içine çok ince iğneler ile bir madde verilerek toplardamarın tıkanmasıdır. Orta ve büyük çaplı damarlarda başarı şansı düşük olduğundan önerilmemektedir. Çapı 1-3 mm civarında olan varislerde kullanılabilir (resim 5). Uygulanan venin çapı arttıkça yöntemin başarısı azalmaktadır. Köpükle yapılan skleroterapi son 10-15 yıl içinde İspanya dan popüler hale gelmiş ve son zamanlarda bazı Batı Avrupa ülkelerinde de uygulanmaya başlanmıştır. Bu girişim muayenehane veya poliklinik koşullarında yapılmaktadır. Her seansta belli bir alan yapılmakta ve belirli aralıklarla hasta çağırılarak tedavi tamamlanmaktadır. Hasta girişim sonrası yürüyerek evine gidebilmekte, araba kullanabilmektedir. Girişim sonrası 3-5 gün arasında varis çorabı giyilmesi önerilmektedir. Başarı oranı yüksektir. Yan etkiler nadir olsa da görülebilir. Allerjik reaksiyon son derece nadirdir. Verilen ilacın damar dışına sızması renk değişikliğine yol açabilir. Tedavi sonrası bu bölgede oluşan morluklar ve şişlikler geçicidir.

Lazer tedavisi

Lazer teknolojisi varis tedavisinde son 5 yıldır gittikçe artan yaygınlıkta kullanılmaktadır. Cildin dışından verilen lazer ışınları ile çapı 1 mm altında olan toplardamar genişlemeleri yok edilebilir . Ancak daha geniş çaplı damarlar cilt dışından lazer ile tedavi edilmemelidir. Damarı kapatmak için gereken yüksek enerji ciltte yanıklara, renk değişikliğine ve parşömen gibi değişikliklere yol açabilir.

Günümüzde tüm dünyada en popüler tedavi büyük varislerin içten lazer ile kapatılmasıdır. Bu girişim eskiden hemen daima cerrahi tedavi gerektiren hastalarda rahatlıkla kullanılabilmektedir. İşlem sırasında öncelikle bir iğne ile damarın içine girilmektedir. Ardından Doppler ultrason denen bir cihaz kılavuzluğunda öncü tel damarda uygun yere yerleştirilmektedir . Ardından lazer ışığını damar duvarına verecek olan ince tüp damar içinde ilerletilmektedir. Son olarak lazer kaynağı çalıştırılarak kontrollü olarak damarın içten tıkanması sağlanmaktadır . Bu yöntem önemli avantajlara sahiptir. Öncelikle lokal anestezi altında yapılabilmektedir. İşlem ortalama 30 dakika-1 saat sürmekte, hasta 1-2 saat dinlendikten sonra yürüyerek evine gönderilmektedir. İşlem sonrası hareketlerinde herhangi bir kısıtlama gerekmemektedir. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinde heryıl onbinlerce hasta bu yöntem ile tedavi edilmektedir. Girişimin başarı oranı %98 civarındadır. Bu yöntem varis yakınması olan olguların % 70â??ine uygulanabilmektedir. Başarı için iyi hasta seçimi çok önemlidir.

İşlemin komplikasyonları nadirdir. Olguların %20â??sinde bacakta geçici morluk oluşabilir. Yöntemin önemli dezavantajı maliyettir. Kullanılan lazer tüpleri tek kullanımlık olup herbiri 400 dolar civarındadır. Günümüzde bu teknoloji ülkemizde tarafımızdan yaygın olarak uygulanmaktadır.

Lazere benzer şekilde damarın içten kapatılmasını sağlayan diğer bir yöntem ses dalgalarının kullanılmasıdır. Bu girişimin uygulanması lazer ile aynıdır. Tek fark lazer enerjisi yerine ses dalgaları kullanılarak tıkanma sağlanmasıdır. Bu yöntemde lokal anestezi altında yapılmakta ve hasta girişim sonrası evine gönderilebilmektedir.

Cerrahi tedavi

Burada amaç dıştan görülen varislerin çıkartılmasının yanısıra toplardamarların içinde yüksek basınca yol açan, ve hemen daima kasık bölgesindeki kapakçıkların yol açtığı yetersizliğin giderilmesidir. Bu yetersizlik giderilmezse hastaların yakınmaları süregelecek ve varisler kısa zamanda tekrarlayacaktır. Hastaların ameliyat öncesinde Doppler ultrason ile incelenmesi bu nedenle çok önemlidir. Eskiden ayak bileğinden kasığa kadar tüm toplardamar bir tel yardımı ile soyulmakta idi. Bu girişim artık son derece nadiren kullanılmaktadır. Çünkü diz altındaki ana yüzeysel toplardamarın kendisinde varis gelişme olasılığı azdır. Bu damar ileride yapılabilecek kalpte bir bypass operasyonu için gereklidir ve olabildiğince korunmalıdır. İdeal tedavi lazer veya ses dalgası enerjisi kullanarak kasık-diz arasındaki sorunu gidermek ve kalan yan dal varislerini bölgesel olarak çıkartmaktadır.

Hastada kapak yetersizliği yoksa tek gerekli olan genişlemiş varis yumaklarını üzerlerine yapılan küçük cilt kesileri ile çıkartmakdır. Bunlar cildin doğal çizgilerine paralel olarak yapılan 2-3 mm uzunlukta kesilerdir ve çoğu zaman dikiş gerektirmeden iyileşmektedir . Bu nedenle ameliyat sonrası iz kalmamaktadır. Girişim yan dal varislerin çokluğuna ve hastanın isteğine bağlı olarak genel anestezi veya lokal anestezi altında yapılabilmektedir. Hasta genelde hastanede kalmamakta ve aynı gün ayağa kalkıp evine gidebilmektedir. 3-4 gün dinlenme önerilmekte ancak kesin yatak istirahati gerekmemektedir. 1-2 hafta varis çorabı önerilmektedir.

Korunma

Varis gelişiminde muhtemel en önemli faktör genetik eğilimdir. Bunun üzerine hareket gerektirmeyen işlerde çalışan bireylerde varis gelişmektedir. Bu nedenle insanlar genetik yapılarını değiştiremeyeceklerinden ve kolay kolay meslek değiştiremeyeceklerinden varis oluşmasından kesin korunma sözkonusu değildir. Sigara ve içki kullanılmasının varis gelişmesi ile doğrudan bağlantısı yoktur. Ayrıca varis gelişimini engelleyecek bir ilaç bulunmamaktadır. Değişik kaynaklarda belirtilen varis önleyici kremlerin bilimsel olarak yararı gösterilememiştir. Bu nedenle alınabilecek en önemli önlemler kilo kontrolü, düzenli egzersiz, uzun süre sabit poziyonda kalmama ve koruyucu varis çolabı kullanmaktır. Hasta her fırsatta bacağını yüksekte tutmalıdır. Varis hastalarının topuklu ayakkabıları olabildiğince az giymesi önerilmektedir.

 

RADYOFREKANS DALGALARI İLE VARİS TEDAVİSİ NEDİR?


ClosureFAST Kateter
Varis tedavisinde değişen yeni uygulama ile ağrılı Varis damarlarından kolayca kurtulabileceksiniz.
Uygulamanın başarısı üç yıllık takiplerde yüzde doksanların üzerinde olup, hasta memnuniyeti yüzde 98 civarındadır. Uygulamanın FDA onayı vardır. Yeni teknoloji ile minimal invasiv olarak Radio Frekans kateterler kullanılarak steril ortamda ameliyathane veya muayenehanede lokal anestezi ve renkli doppler görüntü destegi ile segmental ablasyon ( 7cm,7F ) yöntemi uygulanarak ayaktan tedavi şeklinde varis damarlarının kurutulması gerçekleştirilmektedir.

ClosureFAST Kateter
Bu uygulama 20 milimetreye kadar olan safen damarları için yapılmaktadır. İyileşme süresi çok kısadır. Kozmetik olarak çok başarılıdır. ClosureFast tekniği olarak anılan bu yeni teknolojik uygulama yöntemi lokal anestezi ile yapılmaktadır. Hastanın uygulama sonrasında hastahanede yatmasına gerek olmamaktadır. Ağrılı reflusu olan Varis Damarlarına diz altından iğne ile girildikten sonra, ince bir Radio Frekansı ClosureFast kateteri yerleştirilip Renkli Doppler görüntü desteği ile segmental ablasyon ( 7cm,7F ) yöntemi uygulanarak 120°C enerji verilmektedir.

Kateterin 7cm’lik bölgeye 20 saniyelik segmental ablasyon yöntemi uygulanması sonunda kurutularak kateter dışarı çıkarılmaktadır. Total uygulama süresi bir hasta için 30 dakikayı, damara girildikten sonra 3.5 dakikayı geçmemektedir. Hastanın uygulama yapılan bacağına bandaj sarılarak 2-3 gün boyunca damarın kapalı kalmasına yardımcı olunmakta ve bu süreye müteakip basınçlı varis çorabı tedavisine geçilmektedir. Bu yöntem ile tedavi edilen hastalar bir gün sonra normal aktivitelerine dönebilmektedir. Varisli hasta damarın kurutularak kapatılması sonucunda, sağlıklı yeni damarlar gelişerek onun yerini almaktadır. Normal kan akışı sağlandığında ağrı ve varise bağlı diğer oluşumlar iyileşmektedir. Uygulama sonrasında hastalarda morluk, şişlik ve yara izi olmamaktadır. Bu uygulama etkili ve başarılı olmaktadır

RADYOFREKANS DALGALARI İLE VARİS TEDAVİSİ NEDİR?


ClosureFAST Kateter
Varis tedavisinde değişen yeni uygulama ile ağrılı Varis damarlarından kolayca kurtulabileceksiniz.
Uygulamanın başarısı üç yıllık takiplerde yüzde doksanların üzerinde olup, hasta memnuniyeti yüzde 98 civarındadır. Uygulamanın FDA onayı vardır. Yeni teknoloji ile minimal invasiv olarak Radio Frekans kateterler kullanılarak steril ortamda ameliyathane veya muayenehanede lokal anestezi ve renkli doppler görüntü destegi ile segmental ablasyon ( 7cm,7F ) yöntemi uygulanarak ayaktan tedavi şeklinde varis damarlarının kurutulması gerçekleştirilmektedir.

ClosureFAST Kateter
Bu uygulama 20 milimetreye kadar olan safen damarları için yapılmaktadır. İyileşme süresi çok kısadır. Kozmetik olarak çok başarılıdır. ClosureFast tekniği olarak anılan bu yeni teknolojik uygulama yöntemi lokal anestezi ile yapılmaktadır. Hastanın uygulama sonrasında hastahanede yatmasına gerek olmamaktadır. Ağrılı reflusu olan Varis Damarlarına diz altından iğne ile girildikten sonra, ince bir Radio Frekansı ClosureFast kateteri yerleştirilip Renkli Doppler görüntü desteği ile segmental ablasyon ( 7cm,7F ) yöntemi uygulanarak 120°C enerji verilmektedir.

Kateterin 7cm’lik bölgeye 20 saniyelik segmental ablasyon yöntemi uygulanması sonunda kurutularak kateter dışarı çıkarılmaktadır. Total uygulama süresi bir hasta için 30 dakikayı, damara girildikten sonra 3.5 dakikayı geçmemektedir. Hastanın uygulama yapılan bacağına bandaj sarılarak 2-3 gün boyunca damarın kapalı kalmasına yardımcı olunmakta ve bu süreye müteakip basınçlı varis çorabı tedavisine geçilmektedir. Bu yöntem ile tedavi edilen hastalar bir gün sonra normal aktivitelerine dönebilmektedir. Varisli hasta damarın kurutularak kapatılması sonucunda, sağlıklı yeni damarlar gelişerek onun yerini almaktadır. Normal kan akışı sağlandığında ağrı ve varise bağlı diğer oluşumlar iyileşmektedir. Uygulama sonrasında hastalarda morluk, şişlik ve yara izi olmamaktadır. Bu uygulama etkili ve başarılı olmaktadır

Kaynak: http://www.kursatbozkurt.com

             http://varis.kursatbozkurt.com/

Yorum (0)



Menü

Son Yazılarım

Kategorilerim

    Kategori yok

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

<%EkleBunu%>